ortada sıçan

"orta sınıfta henüz çözemediğim bir yarraklık var" diyen marx haklıydı. vallahi de billahi de var öyle bir şey. ezelden beri ne kadar tuhaf geyik, akım, olay çıktıysa bu puşt güruhtan çıktı. ne proleter kadar maddi açıdan sıkıntıda ve darboğazda, ne de burjuvazi kadar varlıklı ve her istediğini elde edebilecek seviyede. haliyle bu sınıftakilerin ekseri çoğunluğu "olmayacak duaya amin deme" konusunda birer profesyonel. önce bu sınıf üzerine sıkıcı ve ansiklopedik cümleleri sıralayalım.




en basit, kaba, ve tırt tabiriyle "ne zengin ne fakir olan, arada sıkışmış ekonomik sınıf"tır. ama sosyalisti gelir "küçük burjuvazi o cnms ;)" der, başkası gelir ona "küçük burjuvazi başka şey amk solcusu" der, diğer birileri "haha, marx demedi mi o sınıf ortadan kalkacak? ben öyle bir şeyin varlığını kabul etmem" der. der oğlu der. siz de siktir edin. çünkü türkiye'de işler pek de "öyle" gitmiyor. zira bizimkiler üç günlük tatil için, ev için, araba için, çocuklarının okuyacağı okullar için kredi çeker, ölene kadar ödemeye çalışır. ortada sıçandır lan o. ama hakiki sıçan. bildiğin, sıçan. ömrü boyu sürüklenir gider. bir nevi ileride ne olacağını hâlâ karar verememiş son sınıf anadolu lisesi öğrencisidir. sınava gireceği kesindir. alacağı puan da kötünün iyisidir. bellidir anasını satayım. bu halde ne saçma sapan bölümlere gidecektir, ne de yüksek puan isteyen görece kaliteli bölümleri tercih edebilecektir. geleceği de bellidir lan aslında. sik gibi sürüklenmek. bir oraya bir buraya. didinmek. çabalar gibi gözükürken aslında birazcık çabalamak. sonra tam "aha, bir baltaya sap oldum!" dediği anda ölmek. içim burkuldu lan orta sınıf... gel sarılalım. hadi, gel.





*yazar bir buçuk saat sonra blogger sekmesine geri döndüğünde bir şeyi hatırlar.*




hay sokayım. ben ne yazacaktım neler yazmışım. offf. senin götüne koyayım orta sınıf. tam ortaya çıkarttığın sikindirik bir geyiğe geçirecektim ki seni övüp kucaklayacak kıvama gelmişim. yerle yeksan olasın. aslında yazının ana fikri "köy hayatı ve ona övgü dizen beyaz yaka ve türevi orta sınıf vatandaşlara nefret kusma" idi. uçup gitmişim. şimdi efendiler. demişim ya "bunlar olmayacak duaya amin deme konusunda... blablabala". oradan hareketle "offf şeytan diyo ver istifayı, tası tarağı burada bırakıp bi köye yerleş!!!" tipi serzeniş yergisi yapacağız. doğrudan orta sınıfa kafa atarak giriş yapmak belki uygunsuz ama bu tür leş fantezileri onlar doğuruyor, yapacak bir şey yok. çünkü proleter kardeşim çocukken her tatilde köye gittiğinden bilir ki köye döndüğünde sabahın köründe kalkacak, hayvanlarına veya tarlasına gidecek, tüm eklemlere pes edene kadar çalışacak, akşam evine döndüğünde bir bok çuvalı yatağa serilecek, cebine giren üç kuruşa bakıp ömrünün sonuna kadar bu döngüde kalışının farkındalığı ile bir sigara daha yakacak. madalyonun öteki yüzündeki zenginler ise zaten buraya bulaşmayacak. onların ekmek tekneleri şehirler, metropoller. ne sikime tezek kokusundan ciğer yakan bu ortamlara girsin. girecek olursa da ege'de, deniz kenarında, verimli topraklara sahip, konumu güzel arsalardan birine iki katlı villa yaptıracak, kapısına da renç rovırını, spor arabasını koyacak ve hayatına bakacak. affedersiniz amına koyayım öyle köye yerleşmenin.

peki samimiyetsiz puştlar, yani orta sınıflar ne yapacak? işyerindeki yemek molasında en az onun kadar avel arkadaşlarıyla sohbet ederken "köye yerleşmekten, bahçeye ekeceği domates ve çiçeklerden, yaşayacağı huzurla hayattan" dem vuracak. fakat bunu yapmayı götü hiç yemeyecek. mis gibi klimalı ofisinde çalışmaya, oğlu orkun'un kolej taksitlerini yetiştirebilmek için çırpınmaya, ekstra mesaiye kalmaya bakacak. samimiyetsizliğin dibine vuracak. allah cezanızı versin lan. durduk yere günaha soktunuz beni. şimdi sokağa çıkıp gördüğüm ilk migros poşeti taşıyan bronz tenli orta yaşlı kadını dirsek darbelerimle bayıltacağım. kökünüze kibrit suyu.