bayram boyu evde götümü yayıp dinlenirken uzun süredir aklımdan çıkmış olan bir şeyi hatırladım: tüm akrabaların amına koyayım.
alakasız sorular, gereksiz gerginlikler, senden daha iyi bir okulda okuyan çocuk/torunlar, mezuniyet sonrası sorulan iş/eş buldun mular, sadece koşan küçük çocuklar, sana elektronik olan her cihazdan anlama zorunluluğu koşanlar, kirli sırlarını öğrenip şantaja yanlayan kuzenler... evet, benim midem de bulanır gibi oldu. ha bir de düşünsene lan, bayram geliyor ve tüm bu tiplerle aynı evde üç dört gün geçiriyorsun. veya düğün oluyor. tüm bu güzelliklerin üstüne ilginç oyun havaları ve sikik seromoniler ekleniyor. hahahaha. kötü lan.
sevimsiz, samimiyetsiz, ve gereksiz bir insan yığını. ha bu arada kafa dengi ve anlayışlı olanları var diye düşününler için: istisnalar kaideyi bozmaz.
istisna olmayanlara hakaret edip nefret kusmaya devam edelim. bir sarayzade falan değilseniz yazılacaklara katılacağınızı düşünüyorum. bir de "sik kafalı akrabalarını olmadık yerde yüceltip gereksiz bir sevgiyle koruyup kollayan" karadenizlilerden tabii. ikincisi bayağı kötü çünkü. evlerden dışarı.
yeah, bu yazı altı yedi aydır taslak halindeydi. sıradaki bayrama kadar beklemek zor geldi. ama çok da geçmişti. sonra buraları üç beş meczuptan başka kimsenin okumadığını hatırladım. muhahahahaha. bu kafayla böyle de kalır zaten. neyse.
insanoğlu çok bozdu. tamam, yerleşik hayata geçip aile falan kurduk. güzel bir gelişme. ama akrabalık kurumu? "olm bir şey olsa yine yanında ailen olur." sssssssiktir. yalan. her daim yalnız başınasın, bunu bilmez misin. hayatımızdaki en ufak bir kurumu bile çıkar ilişkileri sayesinde kurmuşuz. karşılıksız sevgi sadece ailede olur diyenlere orta parmak. yok öyle bir dünya. annen baban seni sevmek veya kollamak için değil; ileride elden ayakta düştüklerinde faturalarını yatırmak, doktora götürmek, ilaçlarını temin etmek, uydu alıcılarının kanal ayarları bozulunca düzelttirmeye çağırsın diye yaptı. kimse kimseyi sikmesin. yani. o anlamda değil. siksin siksin, tamam. ama eğri oturup doğru konuşsun bari.
çok mu köşeli, çok mu ergen ateşli, çok mu boş. götünüze her dar gelene böyle çıkmayın. ben artık bazı şeylere dayanamıyorum, yeah. yazıyorum ve nefret kusuyorum. kustuktan sonra gidip değiştirmek için çaba sarf ediyor muyum? elbette etmiyorum. götünü kaldırıp eyleme geçen bir tip olsam burada laf kalabalığı yapmazdım zaten. internette malumat veren veya akıl dağıtan diğer dalyaraklardan farkım yok yani. devam.
peki yalnızlık. seni seven tüm insanlardan uzakta olmak falan. çok zor. herkesin harcı ve haracı değil. tek seferde bağları kopartmak falan da gereksiz ha. yavaştan gireceksin olaya. belki başka bir şehirde okumaya gidip orada kalacak, belki de iş buldum deyip topuklayacaksın. zorlukları göze alacaksın, yoksa göte alacaklarının haddi hesabı olmayabilir. aman. sevgili dostum kimsenin seni çok sevmediğini bil. sonuçta sen de takıldığın çoğu insana saf sevgi ve güven beslemiyorsun. itiraf et. edemiyorsan biraz düşün ve kendine dürüst ol. sırf erkek kardeşinin taşaklarından fırladı diye sümüklü bir velede ayılıp bayılmazsın. ssssssssiktir.
taş uzaktan gelmez. bugün canciğer olan teyzenle yarın ufak bir miras dalgasına bozuşursun. büyükanne hastalanır, dünyanın en kral adamı olduğunu düşündüğün amcan elini sürmez. tüm işi senin ailene kitler. zor duruma düşersin, üç kuruş için madara olursun ama halan "ben de dardayım agaaa" der haftasına tatile çıkar. ayık ol. yapıyorlar, yapacaklar. koy göte, carry on. anne babana veya hısım akrabana güvenerek yola çıkma. en azından sıçıp batırırsan güçlenmiş ve bir nebze akıllanmış olursun.
kelin ilacı yok, o yüzden naş naş. biraz düşün. bugüne kadar aile arasında geçen mevzuları hatırla. yarın düşsen kim el uzatır sence. cevap kimse ise geç kalmışsın. amcamın oğlunun bi arkadaşı var, o kesin gelir diyorsan da siktir git buradan. selametle.
alakasız sorular, gereksiz gerginlikler, senden daha iyi bir okulda okuyan çocuk/torunlar, mezuniyet sonrası sorulan iş/eş buldun mular, sadece koşan küçük çocuklar, sana elektronik olan her cihazdan anlama zorunluluğu koşanlar, kirli sırlarını öğrenip şantaja yanlayan kuzenler... evet, benim midem de bulanır gibi oldu. ha bir de düşünsene lan, bayram geliyor ve tüm bu tiplerle aynı evde üç dört gün geçiriyorsun. veya düğün oluyor. tüm bu güzelliklerin üstüne ilginç oyun havaları ve sikik seromoniler ekleniyor. hahahaha. kötü lan.
sevimsiz, samimiyetsiz, ve gereksiz bir insan yığını. ha bu arada kafa dengi ve anlayışlı olanları var diye düşününler için: istisnalar kaideyi bozmaz.
istisna olmayanlara hakaret edip nefret kusmaya devam edelim. bir sarayzade falan değilseniz yazılacaklara katılacağınızı düşünüyorum. bir de "sik kafalı akrabalarını olmadık yerde yüceltip gereksiz bir sevgiyle koruyup kollayan" karadenizlilerden tabii. ikincisi bayağı kötü çünkü. evlerden dışarı.
yeah, bu yazı altı yedi aydır taslak halindeydi. sıradaki bayrama kadar beklemek zor geldi. ama çok da geçmişti. sonra buraları üç beş meczuptan başka kimsenin okumadığını hatırladım. muhahahahaha. bu kafayla böyle de kalır zaten. neyse.
insanoğlu çok bozdu. tamam, yerleşik hayata geçip aile falan kurduk. güzel bir gelişme. ama akrabalık kurumu? "olm bir şey olsa yine yanında ailen olur." sssssssiktir. yalan. her daim yalnız başınasın, bunu bilmez misin. hayatımızdaki en ufak bir kurumu bile çıkar ilişkileri sayesinde kurmuşuz. karşılıksız sevgi sadece ailede olur diyenlere orta parmak. yok öyle bir dünya. annen baban seni sevmek veya kollamak için değil; ileride elden ayakta düştüklerinde faturalarını yatırmak, doktora götürmek, ilaçlarını temin etmek, uydu alıcılarının kanal ayarları bozulunca düzelttirmeye çağırsın diye yaptı. kimse kimseyi sikmesin. yani. o anlamda değil. siksin siksin, tamam. ama eğri oturup doğru konuşsun bari.
çok mu köşeli, çok mu ergen ateşli, çok mu boş. götünüze her dar gelene böyle çıkmayın. ben artık bazı şeylere dayanamıyorum, yeah. yazıyorum ve nefret kusuyorum. kustuktan sonra gidip değiştirmek için çaba sarf ediyor muyum? elbette etmiyorum. götünü kaldırıp eyleme geçen bir tip olsam burada laf kalabalığı yapmazdım zaten. internette malumat veren veya akıl dağıtan diğer dalyaraklardan farkım yok yani. devam.
peki yalnızlık. seni seven tüm insanlardan uzakta olmak falan. çok zor. herkesin harcı ve haracı değil. tek seferde bağları kopartmak falan da gereksiz ha. yavaştan gireceksin olaya. belki başka bir şehirde okumaya gidip orada kalacak, belki de iş buldum deyip topuklayacaksın. zorlukları göze alacaksın, yoksa göte alacaklarının haddi hesabı olmayabilir. aman. sevgili dostum kimsenin seni çok sevmediğini bil. sonuçta sen de takıldığın çoğu insana saf sevgi ve güven beslemiyorsun. itiraf et. edemiyorsan biraz düşün ve kendine dürüst ol. sırf erkek kardeşinin taşaklarından fırladı diye sümüklü bir velede ayılıp bayılmazsın. ssssssssiktir.
taş uzaktan gelmez. bugün canciğer olan teyzenle yarın ufak bir miras dalgasına bozuşursun. büyükanne hastalanır, dünyanın en kral adamı olduğunu düşündüğün amcan elini sürmez. tüm işi senin ailene kitler. zor duruma düşersin, üç kuruş için madara olursun ama halan "ben de dardayım agaaa" der haftasına tatile çıkar. ayık ol. yapıyorlar, yapacaklar. koy göte, carry on. anne babana veya hısım akrabana güvenerek yola çıkma. en azından sıçıp batırırsan güçlenmiş ve bir nebze akıllanmış olursun.
kelin ilacı yok, o yüzden naş naş. biraz düşün. bugüne kadar aile arasında geçen mevzuları hatırla. yarın düşsen kim el uzatır sence. cevap kimse ise geç kalmışsın. amcamın oğlunun bi arkadaşı var, o kesin gelir diyorsan da siktir git buradan. selametle.