bir pesimistin gözyaşları: inceleme

Sagopa Kajmer - Bir Pesimistin Gözyaşları... | Discogs
2004

kimi albümler karanlıkta bir başka raks eder kulaklara, kimileri ise dinlendiği anda insanı nerede olursa olsun o karanlığın en derinine gömer. kabus diyarlarına tek yön biletini keser. bpg onlardan biri. eksilmez bir negativite yakıtı. gür bir protesto.


temasını ve ritmini hiç şaşmıyor. başladığı kadar yitik sona eriyor. sigaradan alınan nefesleri gırtlağa düğümlüyor, çığlık atmak isteyen sesleri kısıyor, gözlerde yangınlar çıkartıyor. kendinden bir parça bulmaya gerek bile duymuyorsun. verdiği zehir her neyse başını öne eğerek soluyorsun. insanın ruh haline etki edebilen tüm yapıtların yeri ayrıdır. bunu ancak vermek istediği etkiyi en yüksek dozda yaşamış sanatçılar verebilir. saygıyla eğiliyorum.


reddedilmiş, dışlanmış, kırılmış, istediğini alamamış, aldatılmış, kandırılmış, itilip kakılmış, yalanlara kanmış, veya bir başka bedbaht akt'e kurban olmuş herkesin şarkıları bunlar. ama yanılmayın, elinizden tutup ayağa kaldırmaya gelmedi. yanınıza çöküp bir sigara yakıp dert yanacak o da. bırakın yapsın. hayat hengamesinde acılarımızı deneyimlemeye, sancılarımızın ve kaybettiklerimizin üzerine ağlamaya bile vakit bulamıyoruz artık. infilak etmesin diye bastırdığınız yarayı serbest bırakın. akan kanları ve irini görün. görün ve irkilin. ne olduğunuzu ve nereden geldiğinizi anımsayın.

"insan umudu taşıdı, kimisi kırdı umudu
lakin kiminin sahip olduğu tek şey oydu
hepsi buydu."


bir türkçe rap sarrafı değilim fakat dinlediğim onlarca yerli/yabancı albümün arasında en parlağı budur. prodüksiyonu kusursuz değil fakat bu acemi havası albüme karakteristik katıyor. henüz 25'inde olan bir rap sanatçısı için zaten olabilecek en üst mertebe bu. sagopa bazında bakacak olursak tamamıyla en üst noktası olduğunu söylerim. normalde sanatçılar ortaya çıkar, yavaşça olgunlaşır, geç çağlarında gelecek çağlara kalacak eserlerini verir ve sahneden çekilirler. kajmer'de bu tam tersi. kariyerinin ilk yıllarında cidden bu yaş ve deneyimde bir insan evladından beklenmeyecek olgunlukta ve kalitede bir eseri üretiyor. çoğu şaire söz çıkartan o lirikleri kağıda dökerken neler hissetti keşke bilebilsem. respect.


aşağı yukarı iki buçuk saatlik oynatma süresiyle uzun bir albüm bir pesimistin gözyaşları. konsept değil fakat parçaları arasındaki tematik ve lirikal bağlantıların ona bir bütünlük kattığı ortada. hakkını da veriyor. herhangi bir uykusuz geceye, alkol alımına, ağrı sızı seanslarına sonuna kadar eşlik edebiliyor böylece. tekrardan respect.  


"vakit varken tomurcukları topla. zaman hâlâ uçup gidiyor ve bugün gülümseyen bu çiçek yarın ölüyor olabilir."


hem dinlerken hem üzerine konuşurken kendi canavalarıma teslim olmadan duramıyorum. geçmişten beri kovalandığım avcılar bunlar. ve beni parçalarıma ayırmadan durmayacaklar, biliyorum. kimse de yardım edemeyecek bana. diri diri yiyecekler beni düşüncelerim ile birlikte. artıklarımı gömmeye tenezzül dahi etmeyecekler. ne âlâ. ama ben bunları hak etmiyorum ki. şu ömrümde ne yaptıysam başkaları için yaptım ben, bencil bile olamadım ben. istemedim. çünkü kendimi düşünsem kimsecikler yanaşmazdı yanıma. ne büyük dertti bu. yalnız atladığım bir şey vardı: ben beceriksizdim. bencilliğimi de onlara olan tiksintimi de gizleyemedim. ve çemberin dışına atıldım. omuz silktim ve ilerledim. sonra dönüp baktım onlara. orada olmak istiyordum, evet. kendimi anlayamamıştım. çok geç. ikinci şans denen şeyin anca masallarda verildiğini fark ettiğim an soluğumu kesen darbeler, uzuvlarımı kopartan mermiler, kör eden ışıklar hücum etti bu aciz bünyeme... bitti. bittim. elveda.

"birisi acıyı çekti
öteki acıyı servis etti
şarkılar yazıldı ikisi üzerine
ve birisi bitti, diğeri çaldı
şarkılar kesilmedi
çok elveda demişti birisi..."


puan: 9/10. başyapıt.